31 Ocak 2026 Cumartesi

Ölen kedilerinizi cebinizde taşıyamazsınız

Kırılan bir şeyler var içimde. Tükenen bir şeyler var. Beni değiştiren, beni dönüştüren, çürüten... İçimde herkesten korumak için en derin karanlıklara sakladığım ve artık bıraktığım yerde bulamadığım bir şeyler var. Geç kalınmışlıklar, hesaplaşmalar. Ölü bir kedi, 13 yıldır çürümekte göğüs kafesimin içinde. Adı Müezza... Çürümüş leşinin kokusunu duyabiliyorum bazı gece yarıları ansızın uyandığımda. İyileştiremediğim yaralar var, göğsümde. İyileştirmediğim, ama canımı acıtmasını umursamamayı öğrendiğim. Öğrenmek zorunda kaldığım. Çürüyen tüm vücuda yayılan bir yara. İçinde kurtçukların bir yumak halinde devindiği geniş bir morluk ve siyahlığın ortasında kan pıhtılarının, sarı irin ve iltihaba karıştığı, kötü kokular yayan koyu bir kırmızı, sulu bir yara... Ne kadar sakınırsam saknayım, nereye gidersem gideyim, üzerini neyle kaplarsam kaplayayım varlığı bir kasvet gibi ortama çöken bir şey. Kiminle otursam, kimle konuşsam bir yerden çıkıp herkesi kaçıran bir lanet. Her şeyin güzel gittiği bir anda yaradan masaya dökülen kurtçuklar, kanamaya başlayan yara ve havayı kurşun kadar ağırlaştıran çürümüş bir kedi ölüsünün kokusu...

Hiç yorum yok: